İnanılmaz Diyet Çeşitleri
25/5/2009
Biliyorum birazdan kulaklarınızı inanamayacak, zayıflamak için insanların ne yollara başvurabileceklerinize şaşıracaksınız. Bir uzman olarak her zaman doğruları değil hatalı davranışları da ön plana çıkarmaya inandığım için ibret verici bu sıradışı, yanlış diyetleri örnek göstermek istedim.
Zayıf olmak her zaman sağlıklı olmak anlamına gelmez, özellikle zayıflamak uğruna izlenen yollar düşünülecek olursa. İdeal kilo kişilerin kendilerini iyi hissedecekleri, vücudu besleyen, yeterli ve dengeli mönüler ve fiziksel aktivite programından oluşan kilodur. Aşağıda okuyacaklarınızı lütfen zayıflama önerisi olarak algılamayın, yapmamanız gerekenlere örnekler olarak görün.
MAĞARA ADAMI DİYETİ: Fred Çakmaktaş gibi kocaman butları ısırın, bolca fındık, fıstık, bulabiliyorsanız biraz sebze yiyin kuralına dayanan çoğu erkeğin hayran kalabileceği bu diyet tarzı tarih öncesi Atkins diyetini andırabilir.
UYUYAN GÜZEL DİYETİ: Kilo vermek için uyku ilacı alıp birkaç gün uyumayı öneren diyet, dua edin ki uyandığınızda bütün mutfağı yemeyin.
SİGARA DİYETİ: Tatlı, abur cubur yemek yerine sigara içmeyi öneren, sigara firmalarının ve tiryakilerin hoşuna gidecek bu yaklaşım hem bedeninizi hem de sağlığınızı zayıflatıp, köreltecek bir yöntem olarak belki de bu şarlatan diyetlerinin top 10 listesinde başı çekebilir.
ALKOLİK DİYET: Alkolün tok karna çok da keyif vermediğini düşünenlerdeseniz tam size göre, bol aromalı, farklı tatlarda ne içmek isterseniz için diyeti ama yanında meze, atıştıracak birşeyler olsun diye tutturmak yok.
LAHANA DİYETİ: Ne kadar isterseniz içebilirsiniz, zaten su içeriği yüksek lahananın ne kalorisi olabilir ki mantığını savunan tarz.Yine diğerlerinin yanında en masumu bu yöntem kaldı.
GREYFURT DİYETİ: 21 gün boyunca greyfurt yemeye ne dersiniz. Tek tip diyetlerinin başını çeken bu sistemde vücut ne kadar ayakta kalır tartışılır.
ÇİĞNEME DİYETİ: Ne yemek istiyorsanız 32 kez çiğneyin ve sakın yutmayın. 1903’de Horace Fletcher tarafından ortaya atılan yöntem sizi yemeklerden uzaklaştırmadan zayıflatmayı öneriyor. Bir süre yemek davetlerine hayır demek zorunda kalacaksınız sanırım.
SON ŞANS DİYETİ: Sadece protein tozu içerek zayıflamak isteyenlerin tercihi, umarım işiniz bu son şansa kalmaz.
SİRKE DİYETİ: Hayatı sirke tadında yaşamak isteyenler bolca sirke stoğu yapmanızı öneren bir diyet. Mide sağlığınız için endişelenmeye başlayabilirsiniz.
KAÇAMAKÇILARIN DİYETİ: Hafta içi çok sıkı diyet yapıp, haftasonu tüm özlediklerinizi yiyebilirsiniz desek fazla mı mucizevi geldi. Tabii haftasonu kaçamaklarının da bir limiti olacak öyle her gördüğünüze saldırmak yok.
Yazan: babuba | Yorum (yok) | Yorumlarınız benim için çok değerli!! | Bağlantı
Doğal Yollarla Kollestrolünüzü Düşürün
25/5/2009
Kolesterol dendiğinde bu rahatsızlığın daha çok ileri yaşlarda ortaya çıktığı düşünülür. Oysa günümüzde düzensiz beslenme, sağlıksız yaşam koşulları gençlerde de kolesterolün ortaya çıkmasına neden oluyor. Kadıköy Şifa Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Deniz Hızlıbacak, zeytinyağı, sarımsak, enginar ve balık gibi doğal besinlerin; düşmanımız olan kolesterolü düşürdüğünü vurguluyor.
Yüksek kolesterolü olan birçok insan, aslında bunun farkında bile değil. Oysa bu tehlikeli ve ciddiye alınması gereken bir durum. Çünkü yüksek kolesterol; yüksek tansiyon, aşırı kilo ve sigaranın yanı sıra kalp krizi, kalp ağrısı ve böbrek yetmezliği gibi damar hastalıklarının da ana etkenlerinden biri. Yılda en az bir kez kolesterol ölçtürmek, birçok sağlık sorununun ortaya çıkmasını önlüyor.
İyi ve kötü yönleri
Kolesterol kalp, beyin, karaciğer, sinirler, bağırsaklar ve genel olarak tüm vücudumuzda bulunan yağımsı bir maddedir. Vücudumuz, çok az miktardaki kolesterol sayesinde bazı hormonları ve safra asitlerini üretir. Diğer taraftan kalpte yağ molekülü olarak birikmeye başlar ve ciddi sonuçlara sebep olabilir. Vücudumuz her gün karaciğerde 1 - 1,5 miligram (mg) kolesterol üretir. Buna ilaveten besinlerle aldığımız miktar da var. Toplam miktar çok fazla yükseldiğinde, vücut 'üretimi' azaltır. Sonuç olarak yüksek kolesterol meydana gelir.
İyi kolesterol - Kötü kolesterol
İyi huylu kolesterol, HDL (High Density Lipoprotein: Yüksek yoğunluklu lipoprotein) kandaki kolesterolün bir kısmını karaciğere geri götürür ve damarlarda biriken kolesterolün bir kısmını da temizler. Normal değeri; desilitrede 40 mg'ın üstünde olmasıdır. 35 mg altına düşünce kalp rahatsızlıkları olasılığı artar.
Kötü huylu kolesterol, LDL'in (Low Density Lipoprotein: düşük yoğunluklu lipoprotein) düzeyinin yüksek olması kalbe giden damarların tıkanmasına neden olarak kalp krizi ve felç riskini artırır. Normal değeri desilitrede (dl) 160 miligramın altında olmasıdır.
Toplam kolesterol, iyi ve kötü kolesterolün toplamı anlamına gelir. Desilitrede 200 mg'ın altında ideal düzeydir.
Alışkanlıklarınızı değiştirin
Konu üzerinde yapılan araştırmalar; düzenli spor yapmanın ve sağlıklı beslenmenin kolesterolü düşürdüğünü gösteriyor. Kırmızı et, balık, beyaz et, tereyağı, yumurta, süt ve kaymak gibi gıdalarda kolesterol bulunuyor.
Sağlıklı besinler:
Zeytinyağı; doymamış yağ asitleri açısından zengindir ve kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolu yükseltir.
Sebze, meyve ve tahıllarda kolesterol bulunmaz.
Balıkyağında kolesterolü düşüren omega - 3 yağ asitleri bulunur. Bununla birlikte enginar ve sarımsak da aynı etkiyi yaratır.
Yazan: babuba | Yorum (yok) | Yorumlarınız benim için çok değerli!! | Bağlantı
Kanser Tedavisinde Devrim
25/5/2009
Kanser tehdidi gün geçtikçe büyüse de tedavi başarı oranlarında da artık yüz güldüren sonuçlar alınabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, daha radikal ameliyat yöntemlerinin kullanılması ve hastaların bilinçlenmesi, başarılı sonuçların alınmasını sağlayan en önemli unsurlar.
Kanser tedavisi başarı oranlarında artık yüz güldüren sonuçlar alınabiliyor. Kullanılan ilaçlar, daha radikal ameliyat yöntemleri ve hastaların bilinçlenmesi, kanser tedavisinde başarılı sonuçların alınmasını sağlıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı kanser tedavisinde yaşanan son gelişmeleri anlattı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre iki yıl sonra kansere bağlı ölümler kalp hastalıklarını geçecek, yani kanser tehdidi büyüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kanser şu anda kalp hastalıklarından sonra ölüme neden olan en önemli ikinci hastalık. Ancak kanser görülme sıklığı gittikçe artmakta ve yıllar içinde kalp hastalığının da önüne geçme olasılığı var. Bunun artmasının nedenlerinin başında yaş faktörü geliyor. Yaşlı nüfusun artışı en önemli etkenlerden birisi. Günümüzde ölüm yaşı giderek yükselmekte. Bu her toplum için geçerli. Gelişmiş ülkelerde bugün ölüm yaşı 80’in üstüne çıkmış durumda. Türkiye’de ise 70 yaşın üstünde. Kanser her yaşta görülebileceği gibi daha çok orta yaş ve ileri yaş hastalığıdır. İnsanlar yaşadıkça kansere yakalanma riskleri de artmaktadır.Tabii her yaşta görülebilir ancak akciğer, barsak, prostat gibi sık görülen kanser türleri, daha çok orta yaşın üstünde görülür.
Bu artışı sizce ne tetikliyor?
Sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, gıdalardaki katkı maddeleri, sanayinin yol açtığı hava kirliliği kanseri tetikleyen en önemli nedenler. Kansere neden olan bilinen etkenlerden mümkün olduğunca uzak kalmak kanserden korunmada çok önemli faktör. Cep telefonlarının kanser yaptığına dair kesin bir bilgi yok elimizde ama riski artırabilir.
Hasta profillerinde değişim var mı?
Gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkelerde kanser görülme sıklığında farklılıklar vardır. Gelişmiş ülkelerde görülen bazı kanser türleri gelişmemiş ülkelerde görülmeyebiliyor. Ya da bunun tam tersi olabiliyor. Gelişmemiş ülkelerdeki kanserler genelde enfeksiyona bağlı kanserlerdir. Bunların başında karaciğer, lenf ve rahim ağzı kanseri gelmektedir. Bu kanser türleri gelişmiş ülkelerde ise daha az görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde de kanser görülme sıklığı artmaktadır; önümüzdeki dönemde gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kanser hastalarının daha da çok artacağı öngörülmektedir. Bundaki en önemli neden; bu ülkelerde sanayileşmenin gelişmesi ve dolayısıyla hava kirliliğinin artması, beslenme alışkanlıklarının batılılaşması, katkı maddesi barındıran gıda maddelerinin daha fazla tüketilmesi ve sigara kullanımıdır.
Kanserin tedavi yöntemleri son yıllarda ne gibi gelişmeler gösterdi?
Kanser tanısının erken dönemde konulması, teknolojinin gelişmesi, hekimlerin bu konuda bilgilenmesi ve hastaların bilinçlendirilmesi ile tedavi yöntemlerinde önemli bir mesafe kaydedilmiştir. Kişilerin her yıl düzenli olarak check-up ve sağlık kontrolleri yaptırmaları, kansere yakalansalar bile erken tanı konulabilmesini ve iyileşme oranlarının yükseltilmesini sağlar. Hastalığın ileri dönemleri için ise ilaç tedavisinde çok büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Kanserin ilerlediği hastalarda artık hedefimiz kişinin bu hastalıkla yaşamasını sağlamaktır. Son yıllarda hastanın ölümünü engelleyen ve yaşamasını devam ettirmesini sağlayan ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçları, “hedefe yönelik ilaçlar” olarak adlandırıyoruz. Kanserin gelişimini durdurabilen bu ilaçların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bunlar sayesinde hastaların ömrünün uzatılması mümkün hale gelmiştir.
“Kanser tedavisinde artık daha radikal ameliyatlar yapılıyor”
Kanser tedavisinde hangi yöntemler kullanılmaktadır?
Kanser tedavisinde üç farklı yaklaşım vardır. Bunlar genellikle birlikte kullanılır. Bunlardan birisi cerrahi, yani ameliyattır. İkincisi ilaç tedavisi yani kemoterapi ve biyolojik ilaçlar. (Hedefe yönelik ilaçlar, hormonlar vs), üçüncüsü ise radyoterapi yani ışın tedavisidir. Hemen hemen bütün kanser türlerinden bunların farklı kombinasyonları kullanılır. Kanserlerin hepsi tümöral bir doku yapmayabilir. Örneğin kan kanseri tümör kitlesine yol açmaz. Ama aralarında mide kanseri, böbrek kanseri, beyin kanseri gibi birçok kanser türü tümöre yol açar. Cerrahinin rolü; oluşan o tümörü ve onunla ilişkili dokuları çıkartmaktır. Buna ek olarak ilaç ya da ışın tedavisi uygulanabilir. Tabii bunların sıralaması değişebilir.
Cerrahi yöntemde son 10 yılda ne gibi gelişmeler yaşandı?
Son on yılda daha radikal ameliyatlar yapabilir olduk. Artık çok daha geniş ve agresif işler yapabiliyoruz. İkincisi, minimal invaziv cerrahi kanser tedavisinde de kendine yer buldu. Üçüncüsü, hastaya özel davranabiliyoruz. Örneğin, başta meme olmak üzere bir grup kanser ameliyatında eskiden her hastada koltuk altındaki bütün lenf nodları çıkartılıyordu. Ama günümüzde öyle teknikler gelişti ki, seçerek, ameliyat sırasında bir takım radyoaktif maddelerle işaretlediğimiz lenf nodlarının tutulumuna bakarak ameliyatları şekillendirebiliyoruz. Yine alet ve teknolojide değişiklikler oldu. Bunun sayesinde ameliyat süreleri kısaldı ve daha kansız ameliyatlar gerçekleştirebilir olduk. Kısacası sonuçlar iyileşti. Bir de artık, gereksiz yere, büyük ameliyatlar yapmadan da hastaları tedavi edebiliyoruz.
Gelecekte cerrahinin yeri değişebilir mi?
Evet, azalabilir. Tümöre odaklı, çok daha başarılı ve etkili ilaçların geliştirilmesiyle birlikte gelecekte daha az hastanın ameliyat edilmesi gerekebilir.
Halk arasında bıçak değdiğinde kanserin daha hızlı yayıldığı yönünde bir inanış var. Bu doğru mudur?
Öyle bir şey kesinlikle yok. Bir tümörden biyopsi yapıldığında, o tümörün biyolojik değişikliğe uğraması ya da daha hızlı büyümesi diye bir gözlem tıpta yoktur. Ama kanser ilerleyici bir hastalık. Ne olursa olsun tanı koymak için bir yerden biyopsi yapmak zorundasınız. Yaptığınız zaman da, örnek aldığımız tümör tedavi edilemez boyutta ya da evredeyse, hastanın kötü seyrine hep bir bahane aranacaktır. Bu söylenti de o bahaneyle bağdaştırılıyor.
Yazan: babuba | Yorum (yok) | Yorumlarınız benim için çok değerli!! | Bağlantı
<- :: devamı için tıklayın ->